Sinemada Muğlak Kayıp ve Netliğe Kavuşmanın Kareleri: Another Round (2020) Druk Filminin İncelenmesi:
Bihter Yasemin Adalı Sakarya ve Merih Sakarya

Bu etkinlik 28 Mayıs 21:00'da Zoom'da gerçekleşmiştir.

Film okuması katılımcılarının, atölye öncesinde Another Round (2020) filmini seyretmeleri önerilir.

 

2020 Yılında Yabancı Film Oskar'ını kazanan 'Another Round' (Druk) Filmin kareleri üzerinde durarak, pandemi döneminde yaşamımızdan eksilen dionezyen ve ec-statis deneyimlerine değineceğiz. Yaşamımızda artık dans, tiyatro, gösteri ve festivalin de bir parçası olan Diyonizyen deneyimin eksikliği fazlaca hissediliyor.

 

Diyonizyen, sanatın aşkınlaştırıcı ve yaşamdaki ilham verici deneyimlerin yoksunluğunda, insan yaşamın giderek statikleşerek okunaksız bir hal alır. Yaşam neşesi, anlam arayışı, yaratma ve üretme cesareti böyle zamanlarda yara alır. Aynı duygu-düşünce-duyumların kısır döngüsünde stasis haline saplanır çünkü, kriz anında güvende olmak için hareketsiz kalırız.

 

Dünyamızı saran salgın zamanında da seyahat engelleri, kapanmalar ve bulaş korkusu kriz ve şokun yarattığı dona kalma tepkisinin şiddetini arttırdı ve çözülme zeminlerini elimizden alıyor. Temassız ve devinimsiz kalan insan, kısa bir süre sonra, bedeniyle ilişkisini, canlılığını, bir özne olduğu bilincini, yani netliğini yitiriyor.  Ekranlara olan bağımlılığımızı artırarak bizi daha da hareketsiz kılıyor. Oysa sağlıklı kalmak için, ec-statis'e, merkezin dışına çıkmaya ve hareket etmeye ihtiyacımız var.

 

Druk filminin merkezinde yer alan alkol deneyi / deneyiminin de gösterdiği gibi yeniden hareketlenmeye, ilham bulmaya ve canlanmaya imkân verecek bir şeyin aşırı (self-medicating) kullanım bağımlılığa sebep olur. Ekranda ister Instagram, ister Netflix olsun, karşımıza çıkan hareket-imgeler ve eylem imgelere özdeşimle yaşanan duygulanımlar gerçek hayata benzese de, onun kötü bir ikamesi. Birey ekran karşısında olduğu sürece, ne açılan boşluğu hayaller ve özlemle doldurabilir, ne de kendi gözleriyle başkalarının düşlerini seyre dalmışken, kendi yaşamında değişim yaratacak adımları atabilir.

 

Laffay'ın Logique du Cinema'da söylediği gibi, sinema dünyaya benzer ama Dünya'nın kendisini bir gerçekdışına dönüştürür. Sinema ile birlikte yeni bir imge Dünya'ya katılmaz, Dünya bir imgeye dönüşür. Sinemanın gerçeğinde yüzen birey, gerçek Dünya’ya demir atamaz hale gelir. Ekrandaki dünyaya daldıkça, ufku kaybolur. Böylece, izleyici rolü kronikleşir, kendi hayatına da seyirci kalan bir konuma ekran karşısında mıhlanır.

 

Hal böyleyken, cevapların yine sizde olduğuna inanarak soruları sıralıyoruz:

 

O tutsağı olduğunuz enfes dizinin bir sonraki bölümü izlemekten ne alıkoyabilir sizi?

Ne kıpırdatır bedeninizi yerinden?

Filmin sonunda Martin'in yaptığı gibi boşluğa doğru sıçramaya-, yaşamda ve yaşamla tekrar dansa davet edecek bir şey olsa, bu ne olurdu?